Erdal Eren…


Hep yazıldı çizildi, “12 Eylül bizi biraz küçülttü” diye. Herkes unuttu, 12 Eylül birisini büyüttü… Sonra da aramızdan aldı… İşte O’nun hikâyesi…

Hiç şüphesiz, idamında mahkeme kararı kadar, babasının da katkısı büyük. İlkokula erken gidebilmesi için babası Erdal’ı altı ay büyük yazdırdı nüfusa. Öğrenci kaldı hep…
Dönemin faili söylenemeyen cinayetlerinden biri, arkadaşını buldu. ODTÜ öğrencisi Sinan Sümer, MHP’li Bakan Cengiz Gökçek’in bir koruması tarafından duvarları kirlettiği için “temizlendi”. Temizlik operasyonunu protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü 2 bin kişi ve bir Eren toplandı. Öfke, lise öğrencisi Erdal’ın her yerini sarmış olacak ki, belindeki tabancadan tüfek mermisi çıktı. Bir de, o mermi döndü dolaştı, yüzü kendisine dönük inzibat askerinin sırtına saplandı.

Erdal, olayın ardından kendisini devletin “yumuşak” ellerinde buldu. Bir süre Ankara Merkez Komutanlığı’nda ağırlandı. 17 yıllık hayatında görmediği misafirperverliği, “Orada gördüklerimi Emniyet’te bile görmedim” sözleriyle ifade etti. Daha sonra evini Mamak’a taşıdı, idamla yargılandı.

Sabırlı bir biçimde Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturarak ülkenin içinde bulunduğu “korkunç” durumu süzen Kenan Evren, dünyanın dört bir yanından yükselen “İdam cezası kaldırılsın-Erdal Eren’i asmayın” kampanyasını hiçe saydı ve bir gazeteciye verdiği mülakatta, “Parlamentodan şimdiye kadar bir tek idam çıkmadı ki… Davalar yavaş gidiyor, görevliler korkuyor, parlamento gecikiyor” deyiverdi.

Parlamento’nun iktidarsızlığına yargı yetişti. Yaşına, başına, -ağlamadı ama- gözünün yaşına bakılmadı, idam kararı verildi. Yargıtay 3. Dairesi mızıkçılık yaptı, idam kararını ‘yeterli delil olmadığı’ gerekçesiyle iki kere üst üste bozdu. Bu insanlık dışı uygulamaya tepki gösteren Askeri Yargıtay Genel Kurulu misketlerini verip, 20 Kasım’da 3. Daire’yi oyundan çıkardı.

Mahkeme ölçtü, tarttı, tipine baktı, Erdal için “reşit” sıfatını uygun gördü. 12 Eylül, köşelerde yazmayı sevenleri romantik çocuk yaptı, Erdal’ı ise büyüttü. Yaşı büyütüldü, koca adam oldu Erdal. Haliyle, beslenmesi daha da zorlaştı.

Çocuk büyüdü, mevzu ciddileşti. Aş ister, iş ister, sorun çıkarır diye düşünüldü. Kenan Evren “Asmayalım da besleyelim mi?” diye sordu. Ekmek yoktu, asılması lâzım geldi.

Tüm dünya ayağa kalktı, sonra Erdal’ın üstüne oturdu. Erdal ise bir kapının eşiğinden olanları izledi.

Son Bakış”ında birileri şarkı yazdı, yandı kül oldu, birileri Türkiye’yi kurtardı.
Erdal ise, ona son bakandan sigara istedi. Sigarasını içti mi, içmedi mi, bilemedik. 26 yıl geçti, hiçbir şeyi soramadığımız gibi onu da soramadık. Üstüne biz bir sigara yaktık, duman olduk, öyle kaldık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s