“Ben” diye diye “biz” öldük…


Vartolu bir arkadaşım anlatmıştı. Beyaz eşyanın her eve giremediği zamanlar. Yeni görüp de sevdikleri için Portakal, Kalem falan çocuklara isim olarak koyuluyor. Köylerinin ticaretle uğraşan zenginlerinden Muro 2-3 ayda bir köy kahvesinde birden anlatmaya başlarmış: Xalo, geçen eve bir fare girdi. Aha bu kadar. Dosdoğru yeni aldığımız buzdolabının altına kaçtı. Hanım süpürgeyle vurmaya çalışırken bulaşık makinesinin altına kaçtı, hep beraber televizyon izlerken bir baktık ki … Okumaya devam et “Ben” diye diye “biz” öldük…

Hayallerimizi sattık… 


Bugünlerde moda oldu. Herkes paylaşıyor Erdal Tosun öldü diye. Ne olmuş büyük adam olamadıysak, hayallerimizi satmadık ya… Çok güzel laf… Bu lafla rakı içilmez, gurur lafıdır bu. Bu ağır masaların değil, barların lafıdır…  Oturduğun yerden dikleşerek, sesini de yükselterek karşındakine söylersin: Hayallerimizi satmadık ya… Onu bunu bilmem karşındakiniz de adamsa size bir güzel s2ktir çeker ki kendinize gelesiniz… Biz en başta hayallerimizi sattık be. Bu … Okumaya devam et Hayallerimizi sattık… 

Ses iyi, ışık yeterli, motor: Başınız sağolsun… 


Tek kamera mı gidecez? Aslında bir kamera yakın plan çalışsın, diğeri geneli alsın. Işık iyi değil bu odada. Diğer odaya alalım aileyi. Yaka mikrofonunu Kaymakam ve Belediye Başkanı’na takalım. Boom mikrofon da var.  Güzel tamam ses iyi. Şu ışık kötü mü? Kapatın perdeleri. Anne bu tarafa baksın yalnız. Ters duruyor. Hanımefendi biraz dik. Baba’nın gömlek tarama yapıyor, değiştirsin. Düz bir şey giysin. 3 2 1 … Okumaya devam et Ses iyi, ışık yeterli, motor: Başınız sağolsun…